Biraz da gülelim...

Are You a Twitter Ninja?


Even a Caveman Could Do it

Yağmur Durma...

Ruhum malesef cilalanamıyor İstanbul sağnağında çünkü Tekirdağ sağnakları boğaz içini değil de Şehir içini kana kana dolduruyor, alt yapı özürlüsü Tekirdağımda ne zaman yağmur yağsa sormayın halimizi.
Her yıl bir kıbrısı denize döküyoruz zaten bugün muhtemelen Tekirdağımda, Muratlı caddesinden inen suları görebildim sadece, deniz altında tarım yapılacak kadar toprak gitti. Size küçük kesitler.








ve 57. Alay Yola Çıkar...

57. Alay'ı kaç kişi hatırlar? Sokaktaki vatandaş hep sorulara tabidir ya sorsak o ne der çoğu güzel Tekirdağımın insanları. Ama suç kimlerde?Güzel Tekirdağımı düzgün tanıtmayan, düzgün tanımayan bizlerde. Çuvaldız sırası geldi ne de olsa.
3 gün sonra herkes " vatan-millet-Sakarya " vaziyetine geçip atıp tutacak, devletimin televizyonu ve özel televizyonlar Derinlerdeki Tarih, Gelibolu vb filmleri belgeselleri koyacak yurdum insanının duygularını sömürüp kalan günler de ise kimin kiminle düşüp kalktığı belirsiz dizilere devam eder.
Konumuza geri dönelim 57. Alay! Tekirdağım denince akla gelen nedir? Ben söyleyeyim; rakı, peynir helvası, köfte, kiraz festivali, kiraz, belki de karpuz... Biz hep mi söğüt gölgesinde rakı içip kavun-karpuz mu yedik?
Bilmeyen yurdum insanı bizleri kafası güzel ağaç gölgesinde oturan insan "güruhu" zanneder. Oysa ki 22 Şubat 1915 tarihinde Yarbay Mustafa Kemal'in Tekirdağ'da törenle , bugün malesef ki Melbourne'de bulunan, sancağını vermiştir. Bu şehrin evlatları 57. Alay ile geri dönemediler, Çanakkale'de Anzak çıkarmasına karşı Bigalı köyünde bizzat Yarbay Mustafa Kemal ve Binbaşı Hüseyin Avni Bey'in, daha sonra Arıburun soyadını alacaktır, eğitiminden sonra Conkbayırı'na 650 kişi ile hareket etmiş karşılarında kendilerinden 3 kat daha büyük olan bir güce karşı son askerine kadar savaşmıştır.
Bu 650 kişinden kimse kalmamıştır öyle ki, sancak muhafızlığını devralan son erde bir ağacın altında bedeninde kalan son gücü harcayarak sancağı astığı yerin altında şehit olmuş halde bulunmuştur.
Tekirdağımın 57. Alayı " esir "edilmemiştir, tamamı şehit edilmiştir ve Melbourne'deki sancağı da kahramanlarımızın paha biçilmez kanlarınınn değerini bizlere anlatmak istemektedir. Ama kaç kişi bilmekte?
Bu sabah işe gelirken " Tekirdağ tarihiyle kucaklaşıyor" diye bir afiş ve altında gençler gördüm temsili olarak 57. Alayımın yolundan gideceklermiş. İçlerinde üniversite öğrencileri de vardı liseliler de vardı ama malesef ki bir avuç gençlerdi...
Bu suç kimin? Çuvaldız vaktidir...
ZehriBahri

Tekirdağ-Tekfurdağ yoksa İtdağ?

Güzel Tekirdağ'ıma 3 yıl sonra döndüm ve gördüklerim beni şaşırttı. Güzel gelişmeler olmuştu, şehrin çehresi güzelleşmiş, yeni bir alış veriş merkezi tam anlamıyla faaliyete geçmiş, üniversitenin öğrencileri çoğalmış başka bir değişle Tekirdağım sonunda hak ettiği gibi gelişmeye başlamıştı.
Belediye yönetimi değişmiş, doğal olarak başkanımızın partisi de kendisi de değişmişti, ama değişimlerin hepsi nedense iyi yönde olmamıştı. Doktor bey sanırım koltuğunu iyice benimsemişti...

Kendisi bir doktor olan belediye başkanımız sanırım yaz aylarında Tekirdağıma gelen yerli-yabancı turistlerin sayısını tam bilmiyor sanırım, çünkü Evliya Çelebi'nin sonbaharda meşelerin sarardığı dağlara " Tekir" demesi üzerine okul öncesi çocukların bilmece kitaplarında sarı bir kedi ve dağ resmi olur "Tekir"dağım için. Kedi benzetmesi hoş da peki Sayın Doktor şehri istila etmiş olan köpeklere ne demeli?
Şehrime "İtdağ" mı dedirteceksin? Nerede hayvan barınağımız? Eğer istersen gün gün, saat saat fotoğrafları da elimde " İtdağ" haline getirdiğiniz Tekirdağımın!
Her gece geç saatte hatta pek çok normal insanın televizyon karşısında uyuklamaya başladığı saatlerde evine dönen ben ve benim gibi insanlar Tekirdağ'da değil malesef ki "İtdağ" da yürüyorlar.
Hükümet caddesi üzerindeki Şifa Eczanesi'nin köşesinde her gece çöp biriktirilir ve doğla olarak başı boş köpekler oraya yığılır. Dilimin ayarı yoktur söylerim devam edeyim; Star Medica gibi bir sağlık kurumunun her gece önü bu hayvanlarla kaynıyor, şu tezata bakın ki bundan 2 ay kadar önce de köpek güzellik yarışması yapan sözde "ayvanseverler" ilanlar asmışlardı o bölgeye.
Daha da devam edeyim mi? Zemberek boşaldı bir kere, durmak yok...

Hayvan barınağına ne yaptınız sayın başkan? Yıktınız mı? Yaktınız mı Neron gibi?
Yemek mi yoktu o hayvanlara? Basit bir çözüm size Tekirdağımda bir çok lokanta var, denetime çıkmayan personelin bir kısmına görev ver tebligat yapsın artan yemekleri toplayıp hayvan barınağına vereceğiz diye.
Hayvan barınağı diye telefon açıyoruz " Mezbaha " çıkıyor adamlar da bıkmış orası kapandı zaten bize uzak deyip kestirip atıyorlar!
Doktor Başkan koltukta oturmaya benzemez çık biraz geceleri de dolaş Tekirdağımı. Neden "Tekirdağım" diyorum merak ediyorsanız ben 6. kuşak Tekirdağlıyım siz hesaplayın sayın Başhekimim.
Televizyonlarda 90lı yıllarda Diyarbakır'dan görüntüler vardı Belediye para ile köpek avcısı tutmuştu, ellerinde "tüfenkleriyle" adamlar sokaklarda gezip zavallı suçu olmayan hayvanları öldürüyorlardı. Tekirdağımda böyle şeylere izin verilir mi Sayın Başkan?

Çözüm de getirilmiş sözde telefon açıyorsunuz bir araç gelip köpekleri topluyor ve şehrin başka bir köşesine atıyor.

Kısa vadeli çözümler ile sadece kısa süre kalabilirsiniz unutmayın ki bir getirdik biz götürürüz.

Akrep gibi zehirli deniz gibi dalgalı yazıları takip edin...
ZehriBahri