Yalnızlık bulaşıcıdır, ben bu hastalığa yakalanmam dersin ama çoktan mikrobunu kapmışsındır. Her ne kadar yalnızlarla maytap geçmişsen de geçmişte keserin sapı sana çoktan dönmüştür her geçen gün bir çivi daha çakarsın etrafına ördüğün tahta duvara. Kabullenmişsindir, yapacak bir kaç şey vardır ama o çivileri sökecek sen değilsindir artık.

İstesen de sökemezsin o çivileri çünkü çakmaktan artık gücün tükenmiştir. Eskiden kendini dev aynasında görüp üstesinden gelemeyeceğin engelin kalmadığını sanırdın ancak artık küçücük bir kum tanesinin ne kadar çabalarsa senin de o kadar yakacağın yer vardır bu dünyada.

Ne demişler;
Yalnızlık bir efsanedir onlarda;
İki kuşun kanat çırpışı arasında...
Eğer çocukluğunda kapı zillerine basıp kaçtıysan, yıllarca anahtarını sadece evdekiler olmadığında kullandıysan fakat bu günlerde kapı ziline basmak sana garip bir his uyandırıyorsa; kör kütük sarhoş olsan da sokak kapısının anaharını tek seferde bulup kapıyı ıskalamadan açabiliyorsan; evinde zil sesi ile sadece postacının geldiğini biliyorsan;
Aslında çığlık çığlığasındır. Ama arkadaşın yalnız korkutmamak için sessizce atıyorsundur çığlıklarını ama duyan kim?
Erkek adam bilgisayarı nasıl kullanır?
* Silmek istediği bir dosyayı Shift+Del kombinasyonu ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz.

* Windows gezgini kullanmaz, aradığı dosyayı anında bulur.
* IP'sini gizlemez.
* Windows XPde bir hata olduğunda hata raporu göndermez, ispiyonculuk yapmaz, hoşgörülüdür.
* MS Office yardımcısını da diğer yazılımların Yardım menülerini kullanmaz.
* Bilgisayarcı kültürüne saygı gösterir. 'Tek rakibim AMD', 'Rahmetli de X386'ydı', 'Bir sana hasretim bir de 3Ghz CPU hızına', 'Windows'un ustasıyım, Linux'ın hastasıyım' gibi sözleri ağzından düşürmez.
* IMAC gibi renkli, cicili bicili bilgisayar kullanmaz.
* Görev zamanlayıcı kullanmaz, kafasına estiğinde defrag yapar.
* İnternette sörf yapmaz, olsa olsa tavla oynar.
* Antivirüsle, spyware ile uğraşmaz. Gerekirse format basar.
* Multimedya klavye kullanmaz.
* Laptopun dokunmatik faresini kullanmaz, normal fare takar.
* Işıklı-janjanlı kasa kullanmaz.
* Ekran koruyucu kullanmaz.
* Overclock yapamıyorum diye ağlamaz.
* Sistemi eski de olsa onu hor görmez, sahip çıkar.
* 'Bilmiyordum yanlış yaptım PC bozuldu' demez. 'Sinirlendim vurdum tekmeyi, bozuldu' der.
* Markalı PC almaz, kendi PC'sini kendi toplar.
* AMD 3000+'ı 2.6Ghz'e overclock ederken yanan işlemcisini servise götürdüğünde adam gibi doğruyu söyler, 'abi açtım çalışmadı' demez. 'Ne biçim işlemci bu, adam gibi overclock yapılmıyor' der.
* Bilgisayar ayarlarını kurcalamaktan kaçınmaz. Gerekirse bozar ama yine de kurcalar.
* Sınır tanımaz! ADSL limiti 3GB ise 2.9'da durmaz, sörfe devam eder.
* Hızlı yazayım derken yaptığı yazım yanlışlarını silmekle uğraşmaz, hemen Enter'a basıp gönderir.
* Sabit diskden, fandan, CPU'dan çıkan seslerle huzur bulur.
* Fedakar olur, yaz sıcağında kendisi boncuk boncuk terlese bile vantilatörü kasadan içeri doğru tutar.
* Mouse kullanmaz, klavyedeki hünerlerini her yerde gösterir.
* XP'sini Windows klasik temasıyla kullanır. Şekerci dükkanı gibi kullanmaz.
* Dial-up'ında 'save password' demez, tüm şifrelerini hatırlar hepsi de farklıdır.
* My Pictures veya My Music klasörlerini kullanmaz, aksine siler.
* USB'den kahve ısıtıcı kullanır. Mutfağa gitmez. Kahvesini yudumlarken kullandığı ICQ'sunda yazışacak birini bulursa, klavyeyi on parmak kullanmak için kahve tutacağı olarak DVD-ROM'unu kullanır.
* Boş USB yuvası bırakmaz hepsini doldurur.
* Gecenin bi vakti bile olsa bilgisayar başında atletle şortla oturmaz.
* İşlem yapıyor ikonu olarak kum saati yoktur. Tesbih çeken, volta atan Kadir İnanır bakışlı insan modeli vardır.
* Yazılımların LITE sürümlerini kullanmaz.
* Ctrl+Alt+Delete ile uğraşmaz direkt reset atar.
* Sevdiği kızın adını ağaca değil, monitöre kazır.
* Ayna önünde değil, web cam yardımıyla monitör önünde tıraş olur.
* 128 MB USB bellek taşımaz, babalar gibi 80 GB sabit disk taşır.
* QuickFormat atmaz.
* Yamasını kendi yapar, internette yama aramaz.
* Bulduğu Windows açıklarını kendi kapatır.
* Sistemini power tuşuyla değil anakartın üzerinden kısa devre yaptırarak açar.
* Disket sürücüsünden vazgeçmez.
* Evinde evcil hayvan yerine virüs besler.
* Tıklamaz 'basar'.
* Pencereleri ve bilgisayarı fareyle kapatmaz, Alt+F4 kullanır.
* Renkli, cicili bicili Windows Media Player arayüzü yerine, siyah arayüzlü Winamp kullanır.
* Uzaktan yardım kullanmaz, hatalı bilgisayar nerdeyse oraya gider.
* Beta program kullanmaz.
* Optik sürücüyü asla tuşuyla kapatmaz, eliyle iter.
* IE'nin verdiği hatalara sinir olmaz onu bağrına basar yine kullanır.
* Klavye bozulduğunda çöpe atmaz oturur can yoldaşını tamir eder...edemezse ettirir

HALK
Halkım ben,
hani şu sayılamayan,
hani şu çok halk.
Soluğumun öyle bir gücü var ki
sessizliği deler geçerim, dinlemem,
filiz verir, boy atarım,
zifiri karanlık demem.

Zulüm, acı, ölüm, şu bu
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı,
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
Ölümün içinden yeşerir yaşamak.


Pablo NERUDA
HERŞEY SENDE GİZLi

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

CAN YÜCEL
Rakı İçki Değildir..!


“ Dönülmez akşamın ufkundayız azizim,
İçki Yasaklanabilir.
Açık söyleyeyim bence bir mahsuru yok.

Ama RAKI asla…..
Çünkü bilmeyenler öyle zanneder ama, aslında “ içki ” değildir rakı.
Yurt sevgisidir örneğin,
İki tek atın mı ‘n'olacak bu memleketin hali-? Diye endişelenmezsin aksi olsada…
Tıp bazen çaresizdir, o ilaçtır.
Gurbete bile iyi gelir.
Kontörsüz Muhabbettir.
Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar,gülümsetir.Kahkahadır.
Hatıraları kaydeden bir hard disk'tir.
Botoks'tur bir nevi,
En kaknemi bile başka görünür gözüne.
Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır…….İçilir güzelleşilir.
Herkesin gençlik hatası olabilir. Bira içersin.
Sonra da para kazanıp tenise başlayınca şarap içmeyi matah zannedersin.
Amerika'da tır şoförlerinin içtiği viskinin dublesine Etiler'de Tır parası ödersin, ayrı….
Ama kürkçü dükkanıdır.
Döner ,dolaşır gelirsin.
orhan Gencebay'dır.
Entel barlarda, sosyete kulüplerinde dinlemeye utanırsın…ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin… istediğin kadar ağız,burun kıvır ‘Altın Plağı' hep o alır.
Tatlıses'dir. Realitedir.
Çocuktur, ağlarsın.
Hele beyaz”P”eynir ile “K”avun olursa sağında ve solunda.
Örgüttür. PRK….
Ama bölücü değil, birleştiricidir…
Türk'ü, de içer, Kürt'üde, laz'ıda….
Sor bak, Ermeni'si de, Rum'u da, Yahudi'si de içer.
AB' cidir.
Çünkü Rum öyle bir meze yapar ki, helali hoş olsun, tadına doyamazsın.
Boğaz kenarında kurup sofranı ilk yudumu alınca
"sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul" eşliğinde
kuş olursun. Bir uçtan diğe uca dolaşırsın boğazı.


Madem yasaklayacaksın Rakı'yı….
Neden balık avlıyorsun o zaman.
Şerbetle mi yiyeceksin Lüfer'i.
Ne anlamı var deniz börülcesinin, roka'nın, radika'nın, cibezin….
İnek'miyiz biz.
Yoksa Şakşuka'yı şarkı mı zannediyorsun.
Yanlış şiir okuyorsun azizim.
Oku bak ne diyor dünya güzeli orhan Veli…
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum.
Eskiler verip, musikiler alıyorum.
Bir de rakı şişesinde balık olsam……